I pray to myself, for myself.
"There is no solace above or below. Only us - small, solitary, striving, battling one another.
I pray to myself, for myself "
House of Cards izlerken etkileniyorum, belki de en sevdiğim linelardan biri oldu bu. Bana "All literature is consolation" ı hatırlattı. Solacei kendimiz yaratıyoruz, kendi kendimizi teselli ediyoruz. Bunu yine biz yapıyoruz, biz savaşıyoruz, biz haklı olma mücadleesi veriyoruz, ve en önemlisi yine biz kendimize kendimiz için dua ediyoruz.
Bazen çok savruluyorum gibi hissediyorum. Günümü doldurunca mutlu hissediyorum ama yine de içimde bir şeyler boşa harcanmış gibi hissetmekten kendimi alamıyorum. Boşa harcanma, kendimi heba etme hissi çok kötü. Ne kadar değiştirmeye çabalasam da olmuyor gibi hissetmek daha da kötü. Kıyas yapma huyumdan vazgeçmem gerek, bunu biliyorum. Ama bazen de kıyas yapmak gerekmez mi diye düşünüyorum. Sonuçta ilerleme böyle olmuyor muydu ?
Peki kıyasın sonunda ne hissediyorum? Kendimi aşağılanmış ve herkesin aynı zamanda her şeyin gerisinde kalmış gibi. Bu his basitce bir iki kelimeyle bahsedilecek bir yoğunlukta da değil. Hatamın, hatalarımın bedelini çok acı ödediğimi hissediyorum. Babamı, yapılanları, ailenin bu durumunu düşününce sorumlu hissediyorum.Sorumlu muyum bilmek istiyorum, belki de istemiyorum. Kaldırabilecek olduğuma emin değilim.
Bütün bunları düşünürken ve ne yapmam gerektiği konusunda bocalarken vaktimin geçtiğini hissediyorum. Sosyal medya ve çeşitli platformlar beni trigger ediyor. Akranlarımı, yeni-eski arkadaşlarımı ve hayatlarını gördükce imreniyorum. Kıskanmak değil sanırım bu, çünkü kıskanç biri değilim. Daha çok envy diyebilirim. Bana hatalarımı tekrar hatırlatıyor ve aşabilme gücümü azaltıyor. Korkuyorum. Gerçekten bu şekilde olmaya, amaçsız dolanmaya destined olamam. Lütfen olmamış olayım.
Sadece kendime ve kendim için dua ediyorum. Bunun için.
Comments
Post a Comment